thumb image

Gündem

DİB SÖZCÜLERİ YOL TV’YE AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Demokrasi İçin Birlik sözcüleri Nesteren Davutoğlu ve Kadir Akın, 14 Haziran Cuma akşamı Yol TV Ana habere konuk oldular ve Onur Toperi’nin DİB, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri ve önümüzdeki dönem demokrasi mücadelesine ilişkin sorularını yanıtladılar. 

Soru: Kısaca DİB’den bahsedebilir misiniz?

Kadir Akın: Demokrasi İçin Birlik’in üç yıllık bir geçmişi var.  28 Haziran 2016’da İstanbul Tabip Odası’nda ilk toplantı gerçekleştirerek siyaset sahnesinde yerini aldı.  İlk toplantı çok farklı parti, sendika, siyasal grup ve bireyin katılımı ile yapıldı. Bunları ortaklaştıran fikir; eşit yurttaşlık temelinde insanca yaşam için, herkesin yaşam tarzına, siyasi düşüncesine saygılı olunmasıydı.  Kadına ve cinsel kimliklere yönelik şiddet reddediliyordu. Tarihi ve doğal varlıklara saygı, diğer canlıların yaşam alanlarının ve kent hakkının korunması amaçlanıyordu. Laik, demokratik bir Türkiye’nin yaratılabilmesi için ortak bir mücadele hattı öneriliyordu.

O zaman şimdi içinde yaşadığımız tehditin ucu görünüyordu. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanacağı, hatta parlamenter demokrasinin tümüyle ortadan kalkacağı, bir tür faşizmin kurumsallaşmasına giden bir sürecin henüz başındaydık.  

İnsanlar yukarıda belirtilen talepler etrafında yanyana geldiler ve üç yıl geçti. Bu üç yıllık zaman içinde Şişli Kültür Merkezi’nde 700-800 civarında, çok geniş bir katılımla demokrasi kurultayı düzenlendi.

Temel önerme, muhalif kesimlere, sürekliliği sağlayacak bi yapı kurulması, çoğulcu, resmi temsil ilişkisine, hiyerarşisine ve bir tür lidere bağlı kalmaksızın,  dayanışma içerisinde, bağlayıcı karar almaktan uzak, kimsenin ideolojisini dayatmayacağı, asgari müştereklerde bir araya gelmekti. 

Kimi zaman siyasete yapılan müdahaleler, kimi zaman demokrasi güçlerinin sesi, bir masa, platform kurmak DİB’in en önemli yanları olarak değerlendirilmelidir.

DİB’in saha başarısı, anayasa referandumu sırasındaki Hayır Meclisleri oldu. Hayır Meclisleri, DİB’in in önerdiği bir şeydi.  Hemen her yerde kurulan, geniş cephe siyasetinin bir tezahürüydü.  Hayır Meclisleri bir çok faktöre bağlı olarak devam edemedi ama kültürü, geziden beri devam eden yan yana gelme kültürü, her seçimde bir biçimiyle kendini gösteriyor.

DİB’i bütün bunların biriktiği bir platform olarak görmek lazım.

DİB bunlara önderlik arzusunda değil. En geniş cephe siyasetini öven, destekleyen, bir yandan da yerellerde kurulan insiyatiflere fayda sağlamayı, katkı sunmayı amaçlayan bir yapı.  Bundan sonra da işlevleri olacağı kesin.

Soru: 23 Mayısta bir toplantı oldu ve DİB bileşenleri bir araya geldi,  yayınlanan deklarasyonda,  “Seçimi kazanana kadar değil demokrasiyi kazanana kadar birlikte” deniyor.  Bunu biraz açabilir misiniz?

Nesteren Davutoğlu: Bu toplantıda şunu gördük; her farklı bileşenin temsilcisi, ortak paydalarda çok rahat buluşuyor.  Tek adam rejimine son vermek gerektiği,  Hukuk diye bir şey olmazsa hayatın temelinin olmayacağı, özgürlük, eşitlik, adalet konuşulamayacağı, buradan kalkarak da demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmesinin temel olduğu konusunda 23 Mayıs toplantısında bir kez daha hemfikir olduk.

Hayat daha eşit ve özgür olmalı, bu konuda anahtar demokrasi güçlerinin elinde.  Geniş kitlelerin iktidara verdiği prim dibe vurdu.  Demokrasi Güçleri ortak ilkeler, ortak doğrular, ortak hayaller, ortak gerçekler üzerinden kendine bir yol çiziyor.  Bir araya gelme konusunda üç yıl boyunca zor zamanlar geçirdik. Artık daha rahat birliğiz diyebiliyoruz.

Soru: İmamoğlu’nun etkisiyle mi?

Nesteren Davutoğlu: Toplum böyle bir lidere susamıştı.  CHP de Kılıçdaroğlu’nun öngörüsüyle böyle bir profil arayışına girdi.  O zaman bu kutuplaşmış, iki kenara çekilmiş kitleler toplumsal değerlerin ortak paydasında buluşacak heyecanı duydular. İmamoğlu artık yalnızca CHP’nin değil tüm demokrasi güçlerinin ortak adayı.  Çünkü bizler için birinci öncelik tek adam baskısını kırmak.  23 Haziran yeterli değil, demokrasinin de kazanılması lazım.

Eğer halk eşitlik, özgürlüğe kucak açmışsa, eşitlik ve ekmek günlerini bekliyorsa  karşısında kimse duramayacak.  Bu yüzden seçim bir yandan gasp edilenin hakkını kat kat alacağımız süreç olacak.  Bu da yetmez, seçim sandığı ötesinde demokrasiye kol kola, el ele, omuz omuza yürüyor olacağız.

Soru: Yoğun bir süreçten geçiyoruz, 31 Mart seçimleriyle ilgili tartışmalar, 23 Haziran’da yenilenecek seçimlere hazırlanma, İmamoğlu’nun toplumda bulduğu karşılık, bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadir Akın: En geniş cephe siyasetinin gerçekleşmesinde HDP’nin özgün rolünü teslim etmemiz gerek.  HDP, batıda kaybettirme stratejisini 31 Mart seçimlerinde ortaya koydu, yenilenen seçimlerde de bu stratejiyi hayata geçireceğini anlıyoruz.

İptal edilen seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ön plandaydı. Geçen süreçte İmralı ile avukat görüşmelerinin başlaması, arkasından Binali Yıldırım’ın Diyarbakır’da Kürdistan kelimesini ve Kürtçe bir kaç kelime kullanması sanki Kürt oylarına yönelik bir hamle olarak değerlendirilebilse de Kürt seçmenin daha önce aldığı tutumu devam ettireceği kanısındayım.

Ekonomik kriz aşırı boyutlarda, seçimlerdeki tepkiyi buradan görebilmek gerekiyor.

Binali Bey İBB adına, sanki belediye başkanı gibi kararlar deklare ediyor.  Bütün bunlara rağmen seçimi kaybedecekleri kanaatindeyim. Çünkü insanların vicdanlarına çarpan bir adaletsizlik duygusu hakim.

Sahada ve kamuoyu araştırmalarında AKP’li seçmenlerin de tepki gösterdiklerini görebiliyoruz.

Diğer taraftan yerellerde farklı isimlerle kurulmuş demokrasi güçlerinin çalışmaları yayılıyor.

Kadıköy’de “Demokrasi Kazanacak” platformu gibi oluşumlar Hayır Meclislerinin ilerisinde ilgi gördüklerini ifade ediyorlar.  İnsanlarda biriken bir tepki var.  Bir çok yerde demokrasi güçlerinin düzenlediği etkinlikler var.  Bunları DİB’in yarattığı demokrasi iklimi içinde değerlendirmek gerekir.

Yeni bir siyasi iklimin seçimlerde demokrasi güçlerine bir kapı aralayacağını düşünüyorum.

Soru: 23 Mayıs’taki toplantı ve deklarasyonda altı çizilen iki husus, hukuk devleti ve katılımcı demokrasiden biraz daha detaylı bahsedebilir misiniz?

Nesteren Davutoğlu: Hukukun bu kadar yeraltına inmesi, bu kadar pervasız yasa tanımaz davranışlar TC’ne yakışmıyor, güveni sıfırlıyor.  Yabancı yatırımcı hukuk güvenliği arıyor.  Hukuku akademisyenlerle, uzmanlarla ele alıp anayasayı da içine alan çalışma grupları düzenlemek istiyoruz.  Hukuk üstünde durulan bir temel gibi, yargı bağımsızlığı çok önemli, ikinci olarak da yerellerde demokratik bir toplumun asıl öznesi olan yurttaşların, kendi yaşamlarına biçim verecek katkılar sunmalarını doğru buluyoruz.  Böylece mevcut siyasal hegemonyaya karşı yurttaşın somut adımlarla hayata müdahalesini yaşayacağız.  Buradan çok verimli kaynaklar yakalayacağız, kenarda sessiz ezik durma günleri bitecek.

Soru: Katılımcı demokrasi ile önemli bir konuya değindiniz.  İmamoğlu vaatleri arasında, “Ben yaptım oldu yok, mahalle meclisleri ile karar vereceğiz” diyor. bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kadir Akın: DİB’in alameti farikasıdır meclisler.  DİB, değişik yerlerde meclislerin kurulmasını, anayasa referandumu sırasında realize olmasını çok istedi.

Şimdi de kurulan meclisler var ama ben bunları yeterli görmüyorum.  Bunların çoğulcu ve birleşik bir mücadeleyi örmesi, yaygınlaşması gerekiyor.

Seçimlerden sonra İmamoğlu’nun kazanması durumunda, meclislerle ilgili sözleri kendisine hatırlatılarak, yerellerde karar alma süreçlerine bu meclislerin mutlaka katılmasını sağlamak gerekiyor.

Bunu sadece seçim sonrasında o yerelin yönetilmesi olarak değerlendirmemek gerekiyor.  Faşizm çok fazla kurumlaştı, çok yol alındı.  Dolayısıyla, bunun akamete uğramasını sağlamak, geriye döndürmek, kazanımları yeniden elde etmek ve tehlikeli gidişin önünü kesebilmek bakımından bu yerel meclisler, kitlelerle kurulan ilişki bakımından çok önem arz ediyor. Hiç bir şey güllük gülistanlık değil, ekonomik kriz gittikçe derinleşiyor.  İdlib sorunu, yeni muhtemel göç dalgası, Türkiye’nin İran, Suriye, Rusya, ABD arasında günlük hesaplarla hareket etmesi, S-400 krizi, F-35 üzerinden ABD ile gerilim, Kıbrıs gibi bir çok gerilim üst üste bindi.

Seçimlerden sonra bunlarla yeniden yüzleşilecek.  AKP/MHP bloğu iktidarda ve parlamentoda çoğunluktalar.  Bu seçimlerden sonra bir erken seçim tartışması gündeme gelebilir, ama bu ne zaman olur, saydığım gerilimler arasında nereye evrilir.  Kestirmek güç.  Yerel insiyatifleri muhafaza edip büyütmemiz gerekiyor.  DİB’in en önemli işlerinden bir tanesinin bu olduğunu düşünüyorum.

Soru: AKP’den ümidini kesenlerden sözediyoruz.  DİB’e bu kesimlerden, eski AKP’li seçmenlerden gelenler var mı?  Bu yönde gözlemleriniz nelerdir?

Nesteren Davutoğlu: Birlikte iş yaptığımız muhafazakar arkadaşlarımız da var.  DİB doğrudan seçmenle birlikte hareket eden değil, örgütler ve platformlar üzerinden işleyen bir yapı.  Hak ve Adalet Platformu örneğin.  Güvenilir bir çalışma arkadaşı.  Her konuda aynı şeyi düşünmemiz gerekmiyor.  Ama, KHK’lıların uğradığı gadre karşı bir filmi ortak gerçekleştirdik.  Eşitlik, özgürlük, adalet, hak, hukuk paydalarında birleştiğimiz dostlarımız.  Sadece sosyalist sol değil, halk güçleri, adalete inanan ve şu an yaşananın zulüm olduğunu, bir eksen kayması olduğunu düşünen tüm muhafazakar kitle bizim doğal ortağımızdır.

Soru: Şu anda geçim derdi ana gündemlerden birisi, AKP’den ümit kesen seçmenlerden bahsediyoruz.  Bu kesimin bir demokrasi talebi var mı?

Kadir Akın: AKP seçmeninin rahatsız olduğu kesin, AKP’nin temel stratejisi, sandığa gitmeyenleri, küskün seçmeni sandığa götürmeye çalışıyorlar.  AKP tabanının temel meselesinin kriz olduğu ortaya çıkıyor.  Ciddi bir işsizlik oranı var, üniversite mezunlarının yarısı işsiz.  Dövizin geldiği nokta, patates, soğan, biber fiyatları ortada,  seçim öncesi piyasaya bol miktarda para sürüldüğü de kestirilebiliyor.  Seçimlerden sonra karşılaşılacak tabloyu seçmenler kestirebiliyorlar.  Bu ekonomik gidişin herkesi, AKP tabanını da etkilediğini düşünüyorum.  Daha önce etkili olmayan ayakkabı kutuları içindeki paralar meselesi sokaktaki insanların derdi haline geldi.  Yoksullaştıkça akıllarına çalan insanların yaptıkları, rüşvetleri yolsuzluklar geliyor.  Bu artık konuşulan bir mesele haline geldi.

Soru: DİB’in önümüzdeki süreçte planları nelerdir?

Nesteren Davutoğlu: Birinci öncelik demokrasi güçlerinin bir arada hareket etmesi, iş üzerinden ortaklık projeleri yapması.

Yerel meclislere de katılımcı demokrasi örneği oluşturacak ortak çalışmalar yapmak ve yargı bağımsızlığına giden yolda adımlar atmak.

İmamoğlu’nun İstanbul’u alması bir fırsat ama Türkiye’nin her yerindeki belediyelerde yurttaşın katılacağı bir hayat yaratmak DİB’in en önemli hedefi.

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK

Demokrasi İçin Birlik; katılımcı ve çoğulcu yeni bir demokrasiyi, her türlü farklılığın tanındığı ve bu farklılıkların kamusal alanda yer bulduğu bir demokratik yaşamı hedefleyen, herkesin eşit ve çoğulcu bir anlayışla katıldığı, hiçbir siyasi görüş ya da partinin şemsiyesi altında olmayan bir birlik hareketidir.

BİZE ULAŞIN

[email protected]
www.demokrasiicinbirlik.com

© 2017 DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK. Her Hakkı Saklıdır. dibNot | Demokrasi Sayacı | Demokrasi Forumu