thumb image

Gündem

SUYUNUZA BİRAZ SİYANÜR ALIRMISINIZ?

Çanakkale’nin Kirazlı köyünde Kanadalı Alamos Gold şirketi tarafından yürütülen altın madeni projesinde, ÇED raporunda 45 bin denmesine rağmen 195 bin ağaç kesildiği ortaya çıkmıştı. Konuyla ilgili başta TEMA Vakfı olmak üzere birçok toplumsal kuruluş harekete geçerken, CHP’li 26 milletvekilinin imzasını taşıyan araştırma önergesi AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi.

Şimdiden 195 bin ağaç kesildi. Kazdağları’nda ilk adımları atılan altın madeni projeleri durdurulmazsa bölgenin ekosisteminde ölümcül bir yara açılacak.

Çanakkale Kirazlı Siyanürlü Altın Madeni’nin durdurulması için 100.000’e yakın imza toplayan TEMA Vakfı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan bölgede kesilen ağaç sayısının tespitini ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna aykırı davranan işletmenin durdurulmasını talep etti.

Kirazlı köyünde bölge halkı nöbet tutmaya başladı. Ülkenin dört bir yanından Demokratik kitlesel örgütleri, siyasi partiler, milletvekilleri, sanatçılar, yurttaşlar bölge halkının haklı mücadelesini destekliyor.

Tema Vakfının konuya ilişkin 25.07.2019 tarihli basın açıklamasını ve işletme izni bekleyen 40’a yakın projeye ve bu büyük kıyıma girişen madencilik şirketlerine karşı yürütülen mücadeleyi yürüten Kazdağları Kardeşliği ile yapılan söyleşiyi paylaşıyoruz.

 

TEMA Vakfı’ndan çağrı: Çanakkale Kirazlı’da ÇED’e aykırı davranan işletmeyi durdurun

Altın madeni için bölgede kesilen ağaç sayısını uydu görüntüleri üzerinden 195.000 olarak tespit eden TEMA Vakfı, bu sayının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Çanakkale Valiliği tarafından doğrulanması için gereken başvuruyu yaptı. Konuyla ilgili yetkili mercilerden yanıt beklediklerini belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Altın madeni, olumlu kararı alan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporunda belirtildiği gibi 45.650 ağaç kesileceği yönünde bir planla Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan işletme iznini aldı. Ancak uydu görüntüleri üzerinde yaptığımız incelemeler sonucunda kesilen ağaç sayısının ÇED raporuna aykırı olarak 195.000 adet olduğunu tespit ettik. Bunun üzerine ağaç sayısı ile ilgili kaygılarımızı açıklığa kavuşturmak için 25 gün önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Çanakkale Valiliği gibi taraflara resmi yazı yazdık ve change.org’da bölgenin doğasına ve tüm canlılarına sahip çıkmak için imza kampanyası başlattık. #altındaölümvar etiketiyle sürdürdüğümüz kampanyamıza bugüne kadar yaklaşık 100.000 kişi imza vermiş olmasına rağmen yetkili mercilerden hala herhangi bir yanıt alamadık. Bir an önce ağaç sayısının açıklanmasını, buna göre ÇED’e aykırı işlem yapılıp yapılmadığının belirlenmesini istiyoruz” dedi.

Siyanürlü altın madenciliği nedir?

Önce cevherin içerisinde bulunan değerli metal miktarı (tenör) belirlenir, bu işlem ‘altın arama’ olarak belirtilir. Madenin varlığı belirlendikten sonra, ilk yapılan işlem bitki örtüsünün sıyırılmasıdır. Maden alanındaki üst toprak katmanı üzerindeki doğal varlıklar ortadan kaldırılır, ardından verimli toprak sıyırılır. Cevherin bulunduğu katmana kadar patlatma yöntemiyle toprak ve kayaların hafriyatı yapılır. Bu işlemler asit maden drenajları, yeraltı suyunun beslenmesinde azalma, eğimli arazilerde toprak kaymaları ve göçük, yerleşim yerlerindeki binalarda çatlak oluşumu, fırlayan kayaların canlılara zarar vermesi, uzun süreli gürültü ve toz, dev çukurlar ve pasa (atık) dağları oluşumu ile sonuçlanır.

Altın cevherinin bulunduğu katmanlara ulaşıldığında çıkarılan kaya ve toprağın içinden mikroskobik büyüklükteki altını alabilmek için kaya ve toprak öğütülerek taneciklere dönüştürülür. Öğütülen cevher kapalı tanklar ya da açık havada (yığın liçi) siyanürlenir. Açık havadaki siyanür işlemi, geniş alanlara serilmiş toprağın siyanürle yıkanması ve toprakta eser miktarda olan altının süzülmesi işlemidir. Siyanürleme, açık hava endüstriyel kimya tesisidir. Siyanür tek başına güçlü bir zehirdir. Ayrıca toprakta bulunan zararsız arsenik, antimon, kadmiyum, kurşun, cıva gibi ağır metalleri de serbestleştirerek zararlı hale getirir. Maden ocakları ve atık havuzları işletme ömrü tamamlandıktan sonra da ekosistemleri olumsuz etkiler ve yaşam için yüksek risk barındırır. Asit maden drenajı ve atık baraj gölü kazaları ile risk devam eder.

20 bin ton siyanür kullanılacak

Maden sahasında 20 bin ton siyanür kullanılacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Madenin siyanürleme alanı (liç) Kuzey Ege Havzası içinde kalıyor. Atık barajı kazası, siyanür sızıntısı gibi riskler Bayramiç ve Ezine’nin tarım alanlarını tehdit ediyor. Bu alanda Bayramiç elması, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri gibi coğrafi işaret almış ve marka olmuş tarım ürünleri bulunuyor.

4 kat daha fazla ağaç kesildi

Çanakkale Kirazlı Siyanürlü Altın Madeni, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme iznini aldı. Projenin ilk aşamaları proje alanındaki ormanların ve diğer bitki örtüsünün ortadan kaldırılması ve 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ayının ortasında yapılan tıraşlama ile maalesef ormanlarda büyük bir yara açıldı. Uydu görüntüleri üzerinde yaptığımız incelemeler, maden sahası ve yol bağlantıları için 195.000 adet ağacın kesildiğini ortaya koyuyor. Buna göre ÇED raporunda belirtilenden 4 kat daha fazla ağaç kesimi yapıldı.

180 bin insanın tek su kaynağı tehlikede

“Kirazlı Siyanürlü Altın İşletmesi” faaliyete geçmek için geri sayıma başladı. Çanakkale merkeze 30 km mesafede olan maden alanı aynı zamanda 180.000 insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor.

Maden sahasının %98,7’si orman

Çanakkale Kirazlı’da Siyanürlü Altın Madeni alanının %98,7’si orman alanında bulunuyor. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Proje alanında tespit edilen türlerin 7’si sadece Türkiye’de yaşıyor.


İLK ADIM: YÜZ DOKSAN BEŞ BİN AĞACA BALTA

Söyleşi: Anıl Olcan (27.07.2019)

Kazdağları Kardeşliği’ni nasıl tarif edersiniz?

Kazdağları’nı madenler ve enerji santrallerinin yaratacağı tahribattan korumayı hedefleyen bir topluluğuz. Kimimiz uzun süredir, kimimiz birkaç yıldır Çanakkale’nin farklı bölgelerinde yaşıyoruz. Topluluk olarak çevre mücadelelerinde bir geçmişimiz yok, ama bireysel olarak daha önce başka çevre mücadelelerinde bulunduk.

Bir araya gelişiniz nasıl oldu?

Zaten uzun süredir arkadaşız, geçtiğimiz ekim ayında Kızılelma köyündeki halkı bilgilendirme toplantısından sonra, “ne yapabiliriz” diye oturduk konuştuk. Yıllardır ekoloji mücadelesi veren arkadaşlarımızın deneyimlerini dinledik. Kazdağları Kardeşliği fikri o zaman doğdu.

Kazdağları’na altın madeni yapılma süreci ne zaman, nasıl başladı?

Kanadalı Alamos Gold şirketinin Türkiye’deki taşeronu olan Doğu Biga Madencilik, Kirazlı Balaban mevkii ve Bayramiç Cazgırlar köyü arasındaki sahada metalik madencilik yapmak istiyor. 2012’den beri çevre derneklerinin hukuki mücadelesi sürüyor. Projenin ilk ÇED (Çevresel Etki Değerlenmesi) başvurusu başlangıçta 27 hektarlık bir alanı kapsarken, ilerleyen yıllardaki başvurularda “kapasite artırımı” ile beraber proje alanı 3500 hektara kadar çıkarıldı. Çevre örgütlerinin projeye yaptıkları ilk itiraz Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. İtiraz Danıştay’a taşındı ve ÇED olumlu raporu Danıştay’dan döndü. Fakat ardından tekrar bilirkişi raporu istendi ve aynı bilirkişiler benzer bir rapor vererek süreci devam ettirdiler. Bunun üzerine çevre örgütleri ikinci kez itiraz etti ve itirazları idare mahkemesince reddedildi. Dava şimdi temyizde.

Hukuki süreç henüz tamamlanmamış olmasına rağmen şirket, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme ruhsatı alabildi. Şirketin hazırladığı ÇED raporunda 45 bin 650 ağacın kesileceği belirtiliyordu, ancak haziran ortasında yapılan traşlama ile ormanlarda devasa bir yara açıldı. Tema Vakfı’nın uydu görüntülerini kullanarak tespit ettiği üzere, maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin ağaç kesildi. Yani ÇED raporunda belirtilenin dört katından fazla ağaç yok edildi. Onlarla birlikte yaşayan yaban hayatı da yerinden edildi.


Son yıllarda Kazdağları’nın ekosistemine zarar verecek pek çok proje gündemde. Neler yaşanıyor, nedenler ne?

Kazdağları üzerinde ne yazık ki işletme izni bekleyen 40’a yakın madencilik projesi bulunuyor. Sırf Kirazlı’daki ruhsat sahibi Alamos Gold şirketinin Kazdağları üzerinde iki projesi daha var. Bu projeler, geçtiğimiz ekim ayında halkı bilgilendirme toplantısı yapılan Çamyurt altın madeni projesi ve hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilen Ağı Dağı altın madeni projesi. Her iki proje de köylerin içme ve kullanma su havzalarında. Bu projeler de Çanakkale Boğazı’ndan döküldüğü noktaya kadar geçtiği tüm tarım arazilerini sulayan Karamenderes çayının doğduğu alanda. Bunun dışında Kazdağları, beş termik santral, işletilmekte olan Lapseki/Şahinli köyündeki altın madeni, kömür ocakları, taş ocakları, RES ve JES projeleri ile tehdit ediliyor. Tüm dünyada New Monster(Yeni Canavar) olarak bilinen Newmont şirketi de Atikhisar barajına yakın Terziler Köyü’nde iki adet ve Yeniköy’de bir adet maden projesi için başvuru yaptı. İlerleyen zamanlarda altın madenine dönüştürüleceği muhtemel olan bu projeleri “kuvars madeni” diye yutturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar.

Planlanan altın madenlerinin çevreye vereceği zararlar neler? Kazdağları için yaratacağı ekolojik tahribatları öngörebiliyor musunuz?

Kirazlı’daki altın madeninin yapılmak istendiği alan, Çanakkale merkeze 30 kilometre uzaklıkta ve Çanakkale’de yaşayan 180 bin insanın tek tatlı su kaynağı olan Atikhisar barajının su havzasında yer alıyor. Kazdağları’nın kuzeyinde bulunan bu bölge, meşe ve çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan yedi bitki türünün de yaşam alanı. Ayrıca bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Planlanan maden projesi hayata geçerse 20 bin ton siyanür kullanılacak ve asit kaya direnajı sebebiyle arsenik, kurşun ve cıva gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Projede kullanılacak madencilik yöntemi “vahşi madencilik olarak adlandırılıyor ve hiçbir arıtma tesisi içermiyor.

Planlanan proje, birinci derece deprem kuşağında yer alan Çanakkale’de, fay hatlarının kesişim noktalarında yer alıyor. Buraya yapılacak ve çok tehlikeli kimyasallar içeren bir atık havuzu bu nedenle de büyük bir risk taşıyor. Daha bu yılın başında, Brezilya’daki maden kazasında atık havuzunun çökmesi sonucu 200 kişiden fazla insan ve sayılamayacak kadar çok bitki ve hayvan hayatını kaybetti. Bütün bir kentin tek su kaynağı, Kazdağları’nın dereleri, yeraltı suları, tarım alanları çok ciddi bir kirlilik tehlikesiyle, ormanları ve nadir bitkileri ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Kazdağları birçok canlının yaşadığı çok hassas bir ekosistem, Türkiye ve dünya için önemi çok büyük. Ama ne yazık ki tüm değerleriyle koruma altına almak yerine, maden ve enerji sektörlerinin hizmetine sunuluyor. Doğayı sömürerek varlığını sürdüren bu sektörler, sadece insanların değil, Kazdağları’nda yaşayan milyonlarca canlının yaşamını tehdit ediyor.

Kazdağları Kardeşliği olarak talepleriniz neler?

Kirazlı altın madeni projesi için Çanakkale Valiliği’nden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, ÇED’e aykırı olarak kesilen ağaç sayısını tespit etmelerini ve ÇED’e aykırı ilerleyen işletmeyi acilen durdurmalarını talep ediyoruz. Biz yaşadığımız yeri korumanın gerektiğine inanıyoruz. Bu talan projelerinin durdurulmasını ve bölgenin bütünüyle koruma alanı ilan edilmesini istiyoruz.

Madenin çevresinde yaşayan insanlar bu duruma nasıl bakıyor?

Kazdağları’nın yerlisi madencilik belasıyla 15 yıldır uğraşıyor neredeyse, yaşamlarına vereceği zararı çok iyi biliyorlar. Çan’daki termik santralin topraklarında yarattığı etkilerin farkındalar. Ağaçlarının eskisi gibi canlı olmadığını, kuruduğunu söylüyorlar. Ama bu bölgede de, ülke genelinde olduğu gibi, halkın öncelikli endişesi sağlık ve çevre değil, ekonomi. Bölgedeki nüfusun yüzde 50’ye yakın bir bölümü doğrudan ya da dolaylı olarak geçimini tarımdan sağlıyor. Buğdaydan narenciyeye, ürün çeşitliliği açısından Türkiye’nin en zengin illeri arasında yer alıyor Çanakkale. Bu projelerle bu zenginlik halkın elinden alınıyor. Ayakta kalabilen üreticinin ürünleri ise tüm Türkiye’nin sofrasına zehir olarak gelme tehlikesi taşıyor.

Köylüler ve çevre aktivistlerinin diyaloğu nasıl?

Çanakkale insanı yaşadığı yerin, Kazdağları’nın ne kadar değerli bir yer olduğunun ve korunması gerektiğinin farkında. Kazdağları’nın yerlisi de çevre aktivistlerine, çevrecilere uzun yıllardır aşina. Biz daha işin başındayız, bizden önce yıllardır mücadele eden ve Kazdağları’nın güneyinden kuzeyine yaşam alanlarını koruyan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve İda Dayanışma Derneği gibi örgütlenmeler var. Kazdağları Kardeşliği olarak bizim onlar kadar emeğimiz ve deneyimimiz yok henüz.

Topluluk olarak bir araya gelişimizden bugüne kadar olan süreçte de tek başımıza mücadele vermedik zaten. Çevreye duyarlı tüm Çanakkaleliler ve tüm çevre örgütleri bu mücadelenin içindeyiz. Kirazlı için yaptığımız kampanya da tüm örgütlerin özel emeği ve birbirleriyle çok sıkı dayanışmaları ile gerçekleşebildi, ayrıca TEMA Vakfı’nın çok büyük bir desteği vardı. Tüm aktivistler olarak tek bir niyetimiz var: Madencilik faaliyetlerinin durdurulması ve Kazdağları’nın sincaplara, domuzlara, ceylanlara, ağaçlara bırakılması.

Kazdağları Kardeşliği olarak altın madeninin yaratacağı tahribatı duyurmak için sahada neler yapıyorsunuz?

Madenciler iki-üç yılda bir gelip gittiği için yerel halk madencilik hakkında genel bir fikir sahibi, ama biz de madenin nelere sebep olacağını, nasıl tehlikeler getirebileceğini yeniden anlatmaya çalışıyoruz. Kazdağı Koruma Derneği ile birlikte köylerde bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Şirketlerin anlatmadığı sıkıntıları, yalan iş vaatlerini, madenin yaratacağı kirliliği, sularının, tarım alanlarının ellerinden alınacağını, kısacası yaşam alanlarında yaratacağı etkileri anlatıyoruz.

Sosyal medyada hayvan maskeleriyle ağaçların içinde durduğunuz bir video ile kamuoyuna çağrı yaptınız…

Her canlının eşit yaşam hakkı olduğuna inanıyoruz. İnsan doğayı sonuna kadar sömürebileceği bir süpermarket gibi görse de, aslında ormanların asıl sahibi, içinde uyumla yaşadıkları diğer canlılar. Kendi yaşamlarımızda, tüketim alışkanlıklarımızda da bu düşünceyi merkeze alarak yaşamaya çalışıyoruz olabildiğince. Çektiğimiz videoyla da bunu en basit şekilde anlatmaya çalıştık. Rant uğruna ormanların yok edilmesi, ağaçların kesilmesi sadece Kazdağları’nın sorunu değil. Bugün Karadeniz’den ODTÜ’ye, Alakır Vadisi’nden Kuzey Ormanları’na, her yerde acımasızca bir kıyım var. Videoyla tüm bunlara da dikkat çekmek istedik. İklim değişikliği yüzünü aleni şekilde göstermeye başladı. İki derecenin altında kalabilmemizin tek yolu ağaçlarımızı, ormanlarımızı, ekosistemimizi korumak. Derelerimizi, göllerimizi, denizlerimizi çöple, plastikle doldurduk. En vahim örneklerden biri olan Van Gölü de bu dertle boğuşuyor. Artık dünyaya daha fazla zarar verme lüksümüz yok.

Sosyal medyadan yaptığınız çağrıya pek çok doğa savunucusundan destek geldi. Türkiye’de sürmekte olan diğer çevre direnişleri ile nasıl dayanışıyorsunuz?

Türkiye’de neredeyse her dağın başında, her dere kenarında bir katliam ve o katliama direnen bir yaşam savunusu var. Karadeniz’den Alakır’a, Kuzey Ormanları’na, ODTÜ’ye, Hasankeyf’e, hepimiz aynı mücadelenin içindeyiz, dayanışıyoruz, çünkü hepimiz aynı dünyanın çocuklarıyız.

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK

Demokrasi İçin Birlik; katılımcı ve çoğulcu yeni bir demokrasiyi, her türlü farklılığın tanındığı ve bu farklılıkların kamusal alanda yer bulduğu bir demokratik yaşamı hedefleyen, herkesin eşit ve çoğulcu bir anlayışla katıldığı, hiçbir siyasi görüş ya da partinin şemsiyesi altında olmayan bir birlik hareketidir.

BİZE ULAŞIN

info@demokrasiicnbirlik.com
www.demokrasiicinbirlik.com

© 2017 DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK. Her Hakkı Saklıdır. dibNot | Demokrasi Sayacı | Demokrasi Forumu