thumb image

Gündem

HALKLARIN ÇIKARI SAVAŞ DEĞİL BARIŞ POLİTİKALARINDA!

Demokrasi için Birlik olarak, 13 Eylül 2019’da  Demokrasiyi kazanmak için, toplumsal sözleşme için güç birliğine çağrı” başlıklı bir basın toplantısı yaptık. Toplantıda, 31 Mart ve 23 Haziran’da güçlerini ortaklaştırarak önemli bir başarı kazanan toplumsal muhalefetin tek adam rejimine karşı gerçek bir seçenek oluşturabilmesi için demokratik ilkeler etrafında bir araya gelmesinden başka yol olmadığını ortaya koyduk. DİB’i oluşturan demokrasi güçlerinin iki ay süren ortak çalışmalarının sonucu olan bir program açıkladık.. 

“Bu programın maddelerinden biri de iktidarın Suriye politikasıyla ilgiliydi: 

İktidarın Suriye’ye müdahale ve genel olarak yayılmacı dış politikası, Türkiye’yi ağır bir mülteci sorunuyla, süreğen bir uluslararası gerilimle ve ağır savaş harcamalarıyla karşı karşıya bırakıyor. Irkçı linçlere dönüşebilen mülteci sorununun çözümü, ülkenin kalkınması ve güvenliği bir an önce yurtta ve cihanda barış siyasetine yönelmekten geçiyor. Türkiye’nin güvenliği yalnızca barış politikalarıyla sağlanabilir.”

Bunu biraz daha açarsak, 

Suriye’de sona yaklaşırken, AKP süreci uzatarak kendine egemenlik alanı açmaya çalışıyor. Bu politikanın bölgede barışı ve Türkiye’de huzuru imkansızlaştıran bir niteliği olduğu açık. Demokratik muhalefetin bu politikaya bütünsel bir çıkış sergilemesi gerek. Kendini  Misak- Milli üzerinden meşrulaştırmaya çalışan bu politika, gerçekte Yeni Osmanlıcı bir yayılmacılık siyaseti. Bu siyaset 2011’de sahip olduğu küresel desteklerini tümüyle yitirdiği gibi, gelinen noktada en küçük bir meşruiyete de sahip değil. Kendine bulabildiği biricik müttefik cihatçı güçler. Bu cihatçıların halen AKP güdümünde olan unsurları ise İdlip’te görüldüğü gibi Heyet Tahrir-El Şam karşısında yapısal bir zaafa sahipler.

Bu bağlamda, 2011’de savunulan Yeni Osmanlıcılık ve bambaşka koşulların ürünü olarak ortaya çıkmış Misak-ı Milli’nin istismarıyla bölgede egemenlik alanları yaratma politikasının reddi çizgisinde net olmak gerekiyor.

Suriye’nin içişlerinden çekilme, Suriye devletiyle açık ilişkiye geçme ve cihatçıların barış koşulu yapılmasından vazgeçmeli. 

Türkiye, Suriyeli göçmenlerin gönüllü olarak gidebileceği koşulların oluşmasına yardımcı olacak, uluslararası tarafların ortak masasında şeffaf bir barış ve güvenlik siyasetine yönelmeli. 

AKP iktidarının “güvenlik kuşağı” dayatmasından vazgeçilmeli. Güvenlik kuşağı talebinin oradan ötelenmesi düşünülen Kürtlerin yerine cihatçı Arapların yerleştirilmesini amaçladığı gerçeği bütün dünyada deşifre olmuş durumda.  Kuzey Suriye’nin demografisini bozarak orada bir Arap kuşağı yaratmak, Hem ABD, hem Rusya’nın doğrudan dahil olduğu mevcut dengelerde imkânsız. 

Üstelik başarılı olması halinde bile bu, Türkiye’nin içine yönelen radikal İslamcı ideolojik ve kadrosal akışın süreğenleştirilmesi anlamına gelecek.  

Dolayısıyla Suriye rejimini yıkma politikası yerine, iç politikanın gereksinimleriyle ikame edilen Suriye Kürtlerinin kurumlaşmasını düşmanlaştırma ve Kürtleri aşağıya sürerek orada bir Arap kuşağı yaratma yöneliminden vazgeçilmeli. 

Suriye’de Kürtlerin çoğulculuk ekseninde yarattığı kurumlaşmanın Türkiye’nin bekasının tehdidi değil, aksine yurtta ve cihanda barışın, demokratikleşmenin, kalkınmanın ve bütünlüğün güvencesi olduğu gerçeği demokratik muhalefet tarafından dile getirilmeli.

Bu bağlamda 23 Haziran’da kazanılan başarının, tek adam rejiminin kalıcı bir tasfiyesine evrilebilmesinde  Türkiye’de demokratik muhalefetin etkili ve temel gücü Cumhuriyet Halk Partisi’nin rolü çok önemli.

Demokrasi güçleri olarak, 

*Cumhuriyet Halk Partisi’nin AKP’nin ülkenin yok olması ve çürümesi pahasına yarattığı yapay milliyetçi politikalara karşı etkin bir tavır almasını

*Ülke içindeki dışındaki savaş politikalarına karşı çıkmasını,

*Kuzey Suriye’de çoğulculuk ekseninde kurulan Kürt kurumlaşması ( Rojava) ile diyalog kurmasını,

*Kürt sorununun barışçı çözümüne yönelik bir program hazırlamasını,

*Türkiye’nin Suriye’den askerlerini çekmesi ve ABD ve Rusya’nın güdümünde olmayan bağımsız bir siyaset izlemesi için gayret sarf etmesini,

*Ülkemizin ağır ekonomik kriz altında olduğu koşullarda silahlanma harcamalarına aktif biçimde karşı çıkmasını, 

* Yurtdışına asker gönderilmesi için mecliste gündeme gelmesi beklenen tezkereye kabul oyu vermemesini, bütün yurttaşlarımızın ortak geleceği, refahı ve huzuru açısından hayati önemde görüyoruz. 

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK

Demokrasi İçin Birlik; katılımcı ve çoğulcu yeni bir demokrasiyi, her türlü farklılığın tanındığı ve bu farklılıkların kamusal alanda yer bulduğu bir demokratik yaşamı hedefleyen, herkesin eşit ve çoğulcu bir anlayışla katıldığı, hiçbir siyasi görüş ya da partinin şemsiyesi altında olmayan bir birlik hareketidir.

BİZE ULAŞIN

info@demokrasiicnbirlik.com
www.demokrasiicinbirlik.com

© 2017 DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK. Her Hakkı Saklıdır. dibNot | Demokrasi Sayacı | Demokrasi Forumu