thumb image

Gündem

BÜTÇE HAKKI BASIN TOPLANTISI

Demokrasi İçin Birlik (DİB), 2020 bütçesine ilişkin olarak DİB’e güç veren toplum kuruluşları ve uzmanlarla bir süredir yaptığı çalışmayı sonuçlandırdı ve  TMMOB’ye bağlı Makina Mühendisleri Odası’nda (MMO) düzenlenen bir basın toplantısı ile ortaklaşılan görüşleri paylaştı.

“Bütçe Hakkı”nın en temel hak olduğuna vurgulanan bildiride, halkın ve örgütlü temsilcilerinin katılmadığı bir bütçe sürecinden halkın yararına bir sonuç çıkmayacağı belirtildi. Bildiri, DİB Koordinasyon üyesi, Yazar Ayşegül Devecioğlu tarafından okundu. DİB Koordinasyon üyesi, İletişimci Nesteren Davutoğlu, “Bütçe Hakkı” gasbedilerek yapılmak istenen bütçenin halka getireceği yükü ve çarpıcı sonuçlarını içeren slaytlarla paylaştı.

Toplantıda; işçi sınıfı adına DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, memurlar adına KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, hekimler ve sağlık çalışanları adına TTB (Türk Tabipler Birliği) Merkez Konseyi üyesi Samet Mengüç, tarım alanı adına ZMO (Ziraat Mühendisleri Odası) yöneticisi Hakan Dilmeç, eğitim alanı adına ÜNİVDER (Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği) Yönetim Kurulu üyesi Cengiz Arın, toplumsal yaşam alanları için Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay, bütçe süreci ve içeriğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı, kendi toplumsal alanlarından beklentileri açıkladı.

Parlamento süreçlerine ilişkin olarak, CHP Parti Meclisi üyesi Yüksel Taşkın, HDP Milletvekili ve TBMM Bütçe Plan Komisyonu Üyesi Erol Katırcıoğlu bilgiler paylaşarak değerlendirmelerde bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez, Bütçe Hakkı’nın kullanımına ve demokratik bir bütçe sürecinin oluşumuna ilişkin görüşlerini paylaştı.

DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKARI KONFEDERASYONU

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, temel yurttaşlık hakkının ortadan kaldırıldığı bir dönemde bütçe görüşmelerinin başladığını vurguladı ve “Bütçe hakkını kullanamadığımız, söz hakkımızın olmadığı bir dönemde Demokrasi için Birliğin hazırladığı bu platformda bulunduğumuz için mutluyuz.” diye devam etti. 2020 bütçesini, varolan iktidarın uzun yıllardır uyguladığı ekonomik politikaların sonucu olaşan derin ekonomik kriz ortamında konuştuğumuzu belirten Arzu Çerkezoğlu, ekonomik kriz ortamında işsizliğin ekonomik bir veri olmadığını belirtti. “Bütçeler siyasi iktidarın tercihlerini gösterir” diyen Çerkezoğlu, “DİSK olarak insanca yaşanacak bir ücret için mücadele ediyoruz. Sadece işçi sınıfını değil, kamu çalışanları dahil olmak üzere herkesi asgari ücret için mücadeleye davet ediyoruz” diye konuştu.

 

KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI KONFEDERASYONU

KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik daha önceki bütçe görüşmelerinde olduğu gibi, bu seferde emekçilerin bütçe yapma hakkının gasbedildiğine dikkat çekerek, “Bütçe yapım sürecine halkın temsilcileri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, hatta parlamento dahil edilmemiştir, çünkü yen bir rejimle,tek adam rejimiyle karşı karşıyayız.” dedi. Bütçe gelirlerinin emekçilerden, halkın tüm kesimlerinden toplanan vergilerden oluştuğunu, bu nedenle bütçenin oluşturulmasında esas söz hakkının bu kesimlerde olması gerektiğini belirtti. Yapılan bütçenin emekten yana değil, sermayeden yana, güvenlikçi bir bütçe olduğunu belirten Bozgeyik, buna karşı ortak mücadelenin koşullarının yaratılması gerektiğine değindi ve bunun bir adımı olarak 8 Aralık’ta  İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

 

TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ

TTB Merkez Konseyi adına konuşan Op. Dr. Samet Mengüç, sağlık harcamalarında devlet payının azalmakta olduğunu vurgulayarak, “Sağlık hizmetlerinin finansmanında kişiler tarafından yapılmak zorunda kalınan harcamaların payı yıllar içinde sürekli olarak artarken, devletin payı azalmıştır” dedi. Sağlık alanında bütçe kullanımı dahil iktidarın tüm uygulamaları konusunda çalışmalar yapıp çözümler önerdiklerini belirten Mengüç “Bu süreçlere müdahil olamamanın sıkıntılarını yaşıyoruz. Belki buradan çıkacak sonuçla müdahil olabilme konusunda bir ortaklaşma sağlanabilir.” dedi.

 

 

 

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ

“Yaratıcılık değil yıkıcılık üzerine kurulan yeni bir rejim inşası var.”  diye söze başlayan CHP Parti Meclisi Üyesi Yüksel Taşkın, bütçe hakkının modern parlementoların kuruluş amaçlarından birisi olduğunu belirterek, “Türkiye’de fiilen bir parlamentonun olmadığını teslim etmek zorundayız. Cumhurbaşkanına mevcut anayasal yetkilerin %75’i verilmiş durumda. Bu, örneğin İran’da Hamaney’in yetkilerine denk düşüyor. Parlamento tümüyle devre dışına bırakılarak süreçler sarayda oluşturulan kurullar eliyle şekillendiriliyor.” dedi. Halka ekonominin teknik değil bir tercih olduğunu anlatamıyoruz, bu bizim eksikliğimiz diye devam eden Taşkın, “Nasıl bir tercih bu: Örneğin güvenlik için harcanan paraların beşte biri ile EYT sorunu çözülebiliyor.” dedi. Türkiye bir ahbap çavuş kapitalizminin var olduğunu, bunun yürütülmesi için otoriter bir rejime ihtiyaç duyulduğunu, otoriterleşmenin Erdoğan’ın bir tercihi değil, kurulan rejimin ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Alan çalışmalarında, toplumda inanılmaz bir tepki var varolduğunu, ama umutsuzlukla çerçevelendiği gözlemini paylaşan Taşkın, “işsizler, işsizliğinden kendi kendini, beceriksizliğini sorumlu tutuyor” dedi ve şöyle devam etti: “Umudu geliştirmek için alınteriyle emeğiyle geçinenlerin ittifakını kurmamız gerekiyor. Yoksulum ama benimkiler iktidarda düşüncesini kırabilmemiz önemli.”

 

HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ

HDP İstanbul Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Erol Katırcıoğlu, bütçe görüşmelerinin halka anlatılamadığını söyledi.

“Demokrasilerde devlet toplumun ortak iradesini yansıtan bir kurum olarak tanımlanır fakat Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu tamamen değişti, karşımızda bir devlet yok, bir hükümet devleti var. Yani bütün kurumlar hükümet kurumları olmuş durumda. Neoliberal politikalarla birlikte tarafsızlık adına özerk regülasyon kurumları oluşturuldu. Günümüzde ise tüm kurumlar hükümetin kurumu haline gelmiştir.” diyen Katırcıoğlu, Plan Bütçe komisyonunda önerilerin hiç dikkate alınmadığını, tasarıda bir virgül bile değiştirilmediğini belirterek “Karşınızda adeta kurşun askerler var, bir talimat almışlar ona göre davranıyorlar” dedi.

 

 

MUSTAFA SÖNMEZ

“İktidar, ayağının altından toprağın kaydığının farkında.” saptamasıyla söze başlayan Ekonomist Mustafa Sönmez, iktidarın bütçeyi, kamusal kaynakları ömürlerini uzatmak için kullanmak üzere oluşturduklarını belirtti ve “Bütçeye, iktidarın bu telaşı üzerinden bakmak gerek.” dedi. İktidarın, dışarıdan bol para geldiği dönemdeki konforu kaybettiğini, artık sadece özel sektörün iki yakasını biraraya getiremediği dönemden, devletin de aynı durumda olduğu döneme girildiğini söyledi. “Elde kalanları satmanın dışında borçlanmaya yöneliyorlar. Bu daha çok faiz demek. Halktan toplanan vergiler faize gidiyor.” diyen Sönmez, bu rejimin hazırladığı bütçenin ve bütçe sürecinin varolandan farklı olmasının beklenemeyeceğini belirtti.

Mustafa Sönmez, “Türkiye’nin yeniden güçlendirilmiş bir parlamentoya, bağımsız yargısı olan bir düzene ihtiyacı var. Adil bir bütçenin yolu ancak politik bir dönüşümle açılabilir. Bunun yanısıra talebimiz güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı, demokrasiyi yerel yaymak şarttır.”dedi. Yerelin bütçelerinin olduğu, kaynakları yerelden yönetme koşullarının sağlandığı, yerelden yukarıya oluşturulacak yeni bir demokratik anlayışa gerek olduğunu söyledi.

ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

Ziraat Mühendisleri Odası Yöneticilerinden Hakan Dilmeç, işlenen tarım arazilerinin hızla azaldığını, şu anda Belçika büyüklüğünde tarım arazisinin ekilemez durumda olduğunu belirtti. “İpotekli tarım arazisi yaklaşık Bir milyon dekar, bu ekilebilir alanların %15’i” diyen Dilmeç gıdanın, toplumun en temel gereksinimi olduğunu ama iktidarda bu sorunu iyileştirmeye yönelik hiç bir adım olmadığını dile getirdi. “Kendi kendine yeter 7 ülkeden biri olan Türkiye dışarıya muhtaç hale getirildi” dedi.  5488 sayılı Tarım Yasasına göre tarıma verilecek destekler GSMH’lanın %1’inin altında olamayacağını ama 2006 yılından bu yana ayrılan kaynak %0.45 ler seviyesinde olduğunu belirten Hakan Dilmeç, bu bedellerin de zamanında ödenmediğini söyledi.

Dilmeç, Bütçe oluşturma süreçlerinde Ziraat Odalarının, Ziraat Mühendisleri Odasının, Çifçi sendikalarının, üreticilerin görüşlerinin alınmadığını belirtti.

ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ

ÜNİVDER Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Arın DİB’in yeni bir perspektifi, “Bütçe Hakkı”nı topluma sunduğunu söyledi. “Bütçe hakkı meclislere sunulmuş bir hak, ama vurgulanması gereken, bütçe hakkının yerel düzeyde kullanılması. Dünyada 150’den fazla kentte, bütçe hakkını kullanan örgütlenmeler var.” diyen Arın, bütçenin teknik bir konu olduğu, halk bunu anlayamacağı yaklaşımını yanlış bulduğunu söyledi. 

Cengiz Arın, “Buraya gelirken, bir meclis var mı sorusu benim de aklıma takıldı. Eller kalkacak, virgülüne bile dokundurmadıkları maddeleri meclisten geçirecekler.” diye sözlerine devam etti.

Arın, yüksek öğretnime ayrılan fonların GSMH’dan alınan payın %1’in altında olduğunu, yüksek öğrenime ayrılan bütçenin büyük kısmının personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarına (2020 için %69 personel %11 Sosyal Güvenlik. Yatırım araştırma için çok az kalıyor) ayrıldığını söyledi. Araştırma üniversiteleri kaynaklarını ağırlıkla yurtdışından bulduklarını söyledi ve kaynak dağılımının adaletsizliğine dikkat çekti (2018-2019 yılında Anadolu Üniversitesi’ne öğrenci başına 146 TL ödenek ayrılırken, bu rakam Abdullah Gül Üniversitesi için 43,052 TL. İstanbul Üniversitesi için 3,239TL).

Dijitalleşme adı altında güvenlikçi politikaların devreye alındığı, her öğrenci için e-dosya üretilerek öğrencilerin tüm akademik ve diğer aktivitelerinin kayıt altına alınmasının hedeflendiğini belirtti.

Arın, yeni bütçede üniversite ödenekleri hazırlanırken, KHK’larla uzaklaştırılmış öğretim üyeleri ve personelin üniversiteye dönebilmeleri için ödenek konması gerektiğini belirtti.

HALKEVLERİ

Bütçenin oluşturulma sürecine müdahil olması gerekenlerin başında halkın doğrudan kendisinin geldiğini belirten Halkevleri Eş genel Başkanı Nuri Günay, “Rakamların ayrıntılarını bilemeyebiliriz ama insanca yaşam hakkı isteriz, bunu karşılayacak bir ücret isteriz, faturalarımızın şişkin gelmemesini isteriz, krizin yükünün sırtımıza yıkılmamasını isteriz. Bütçe tartışmasına halk böyle müdahil olur. Ve bu isteklerini kitlesel tepkilerle sokakta yapar.” dedi.  Sermaye/yandaş sermaye için bütçe hazırlayan iktidarın bu talepleri görünmez kılmak için bir dizi baskı politikaları uyguladığını, bütün bu baskılara karşın halk kesimlerinin çeşitli yollarla sesini, duyurmaya çalışmaktan vazgeçmediğini vurgulayan Günay, tüm halkı, 8 aralıkta DİB’e güç veren toplum örgütlerinin de aktif katılacağı mitinge davet etti.

 

 

 

* YANSIMALAR

 

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK

Demokrasi İçin Birlik; katılımcı ve çoğulcu yeni bir demokrasiyi, her türlü farklılığın tanındığı ve bu farklılıkların kamusal alanda yer bulduğu bir demokratik yaşamı hedefleyen, herkesin eşit ve çoğulcu bir anlayışla katıldığı, hiçbir siyasi görüş ya da partinin şemsiyesi altında olmayan bir birlik hareketidir.

BİZE ULAŞIN

[email protected]
www.demokrasiicinbirlik.com

© 2017 DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK. Her Hakkı Saklıdır. dibNot | Demokrasi Sayacı | Demokrasi Forumu