thumb image

HAYIRlı Haberler

AYSEL TUĞLUK DAYANIŞMA GRUBU’NDAN TÜRKÇE VE İNGİLİZCE RAPOR

Değerli Basın Emekçileri,

Eski HDP milletvekili Aysel Tuğluk 28 Aralık 2016 tarihinden bu yana Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu. Son iki yıldır cezaevi yetkililerinin bilgisi dahilinde seyreden sağlık sorunları nedeniyle tedavisinin sürdürülebilmesi için tahliye edilmesi talep edilmektedir.

Aysel Tuğluk’un bir an önce cezaevi dışında yapılacak bir tedavi ile sağlığa kavuşma olasılığı var. Bu tedavi hakkının kendisine tanınması için insan hakları savunucuları olarak bizler bir rapor hazırladık. Bu raporu sizlerle durumu daha net görebilmeniz için paylaşıyoruz.

Cezaevindeki Kürt kadın siyasetçi Aysel Tuğluk’un sağlık ve yaşam hakkının korunması için Ocak 2022 de kurulan bu grup; tıp alanındaki bilim insanları, eski bakan ve milletvekilleri, insan ve kadın hakları savunucuları, hukukçular ve yazarlardan oluşmaktadır.

İletişim için e-posta adresimiz: [email protected]


AYSEL TUĞLUK DAYANIŞMA GRUBU RAPORU (Türkçe)

YAŞAMASI İÇİN AYSEL TUĞLUK’U SERBEST BIRAKIN

Aysel Tuğluk Kimdir?

1965 Elazığ doğumlu, Kürt kadın siyasetçi Aysel Tuğluk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2007-2009 ve 2011-2015 yılları arasında yaklaşık 6,5 yıl boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili (2007-2009 yılları arasında Diyarbakır, 2011-2015 yıllarında HDP Van milletvekili) olarak görev yaptı.

Hukukçu ve İnsan hakları savunucusu kimliğiyle de öne çıkan Aysel Tuğluk, barış konusunda yoğun entelektüel, düşünsel ve siyasi katkı sunmuş bir sima, bir feminist, Kürt ve kadın hareketinin etkili isimlerinden oldu. Aysel Tuğluk, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kurucu eş başkanlığını yaptı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel başkan yardımcılığı görevindeyken Diyarbakır Cumhuriyet başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 28 aralık 2016’da tutuklandı. O tarihten bu yana Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’ndedir.

Aysel Tuğluk’un Annesi Hatun Tuğluk’un Cenazesi Sırasındaki Olaylar:

Hatun Tuğluk, 13 Eylül 2017’de 78 yaşında Ankara’da öldü. Ertesi
gün, Ankara Batıkent’te bulunan Ergazi Pir Sultan Cem Evi’nde düzenlenen törenin ardından gömülmek üzere İncek mezarlığına götürüldü. ancak saatler öncesinde toplanan ırkçı bir grup, “Burada şehit cenazesi var, buraya terörist cenazesi gömdürmeyiz”, burası Ermeni mezarlığı değil” diyerek cenazeye katılanlara taşlı ve sopalı saldırıda bulundu.

Hatun Tuğluk’un cenazesi, saldırganların “Cenazeyi gömseniz de çıkartır parçalarız” sözleri üzerine gömüldüğü yerden çıkarılıp Dersim’de defnedildi.

Tutuklu bulunduğu cezaevinden 48 saatlik izin alarak dışarı çıkan ve annesine yapılan saldırıları iki polisin gözetiminde izlemek zorunda kalan Tuğluk ise saldırının yarattığı travma nedeniyle Dersim’deki ikinci törene gidemedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu saldırganlardan Murat Alp ile fotoğraf çektirdi. “buraya Ermeni gömdürtmeyiz” diyerek cenazeye saldıran 19 kişi hakkında dava açılırken, fotoğrafı çektirenin de içinde olduğu üç tutuklu sanık ilk duruşmada tahliye edildi.

Aysel Tuğluk’un avukatı Reyhan Yalçındağ, Tuğluk’u hafıza kaybına götüren sürecin arkasında annesinin cenazesine yapılan saldırı olduğunu dile getiriyor. “Gün be gün Sayın Tuğluk’un bu etkiden kurtulamadığını, üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını gözlemledik. Ve hatta cezaevi idaresi ve personeli ile eş zamanlı gözlemledik. Çok ağır bir hale döndüğünü gözlemledik. Aysel Hanım bütün bunları, gördü, duydu, yaşadı ve tanıklık etti.

Hukuki Süreç

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin 20 mayıs 2016 tarihli anayasa değişikliğinin ardından, 4 Kasım 2016’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanlarının ve milletvekillerinin tutuklanmasıyla başlayan süreçte, HDP Genel başkan yardımcılığı görevindeyken 26 aralık 2016’da gözaltına alındı ve 28 aralık 2016’da “terör örgütü yönetmek” suçlamasıyla tutuklandı.

Hakkında hazırlanan iddianamede, yaptığı basın açıklamaları ve TV röportajları “yasadışı örgüt üyeliği” iddiasına dayanak yapıldı.

Demokratik Toplum Kongresi eş başkanlığını yapan Aysel Tuğluk’un o dönemde yaptığı açıklamalar, iddianamede, örgüt üyeliği kapsamında ele alındı.

Yargılama sonunda Tuğluk’a 2017 yılında, Ankara 17. ağır Ceza mahkemesi tarafından örgüt üyeliği iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verildi.

Karar, İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay tarafından onandı.

Mart 2020’de anayasa mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunuldu.

Halen AYM‘den karar bekleniyor.

Tıbbi Süreç

Kocaeli Tıp Fakültesi, Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı:

‘Aysel Tuğluk’un cezasının infazı ertelenmeli’

Kocaeli 1 nolu F Tipi yüksek Güvenlikli Ceza ve İnfaz Kurumu müdürlüğü, “Tuğluk’un cezasının infazının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine” dair 22. 3. 2021 tarihli bir yazıyla Kocaeli Tıp Fakültesi adli Tıp ana bilim Dalı başkanlığı’na başvurdu. Fakültenin adli
Tıp, Psikiyatri, Nöroloji, Dahiliye ve Kardiyoloji ana bilim dallarında uzman doktorlar tarafından yapılan muayene ve değerlendirmelerin sonucunda hazırlanan 12/7/2021 tarih ve 2021/974 sayılı raporda, şu görüşlere yer verildi:

“Kişide saptanan Demans hastalığının kronik seyirli olduğu ve ilerleyici vasıf göstereceği, kişinin takiplerinin üçüncü basamak
sağlık kuruluşlarında yapılması gerektiği, kişiye cezaevi koşullarında sağlanabilecek tıbbi destek ve bakımın yeterliliğinde sorun yaşanabileceği, yaşamını bir başkasının yardımı olmaksızın tek başına sürdürmesinin mümkün olmadığı, cezaevi koşullarında bir başkasının yardımı olmaksızın zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacağı, dolayısıyla cezasının infazının ertelenmesi gerektiği, ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceğini bildirir kurul raporu dokuz uzman hekimin imzasıyla 12/02 /2021 tarihinde verildi.”

* Temmuz ayında açıklanan bu rapordan sonra hem avukatları, hem de cezaevi idaresi Tuğluk’un İstanbul adli Tıp Kurumu (ATK) başkanlığı’na sevkini talep etti.

Tıbbi Süreç-2

ATK Raporu: Cezaevi şartlarında hayatına devam edebilir

İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Aysel Tuğluk için hazırlanan 03.09. 2021 tarih ve 15686 karar sayılı raporda; “Hayatını yalnız idame ettirebileceği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği…” ifadelerine yer verildi.

*Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun raporunu esas alarak, infaz erteleme talebini reddetti.

TİHV: ‘’Her iki raporda çelişkiler var, Tuğluk’un durumu ATK bünyesinde bir üst kurul tarafından incelenmeli’’

Aysel Tuğluk’un avukatlarının başvurusu üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği, 30.09.2021 tarihinde verdiği 2021/ 084r sayılı raporda, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Adli Tıp Kurumu başkanlığı 3. İhtisas Kurulu’nun verdiği rapor arasında çelişkiler olduğunu vurgulayarak, Adli Tıp raporuna itibar edilmeyip, kişinin değerlendirmelerinin yapılabileceği yetkin ve bağımsız bir sağlık kuruluşuna sevkinin sağlanarak çelişkilerin giderilmesinin uygun olacağını belirtti.

*Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na itiraz başvurusu yapıldı. Üst Kurul bu başvuruyla ilgili henüz herhangi bir görüş belirtmedi.

İlgili Sözleşmeler ve Bildirgeler

Birleşmiş Milletler: Herhangi Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için Prensiplerin Bütünü: (Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı Kararıyla kabul edilmiştir)

Madde 1- İnsani tarzda muamele yükümlülüğü: Herhangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür.

Dünya Tabipler Birliği Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ne göre (1981): 1.a. Her insan ayrımcılık yapılmaksızın yeterli tıbbi bakım görme hakkına sahiptir.

Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirgesi 7. Madde: Hekim, tıbbi açıdan sorumlu olduğu kişinin bakımıyla ilgili bir karar verirken klinik yönden bütünüyle bağımsız olmalıdır. Hekimin temel görevi, izlediği kişilerin sıkıntılarını azaltmaktır; kişisel, toplumsal ya da politik hiçbir güdü, bu yüce amaçtan daha üstün sayılmayacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 3. İşkence Yasağı: Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.

Avrupa İnsan Hakları mahkemesi, 3. madde kapsamında “Devlet, bir kişinin insan onuruna saygıya uygun koşullarda tutulmasını, tedbirin uygulanma şekli ve yönteminin kişiyi tutukluluğun özünde var olan kaçınılmaz düzeyde acıyı aşan bir yoğunlukta sıkıntıya ve zorluğa maruz bırakmamasını ve hapis cezasının uygulanmasına ilişkin talepler dikkate alındığında, sağlığının ve refahının uygun bir şekilde güvence altına alınmasını sağlamalıdır.”

(Kudla/Polonya, 2000,92-94; İdalov/ rusya, 2012, 93; mursic/ Hırvatistan,2016, 99)

İlgili Sözleşmeler ve Bildirgeler-2

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 5 Mart 2013 tarihli Gülay Çetin, Türkiye Kararı:

Söz konusu dava, adam öldürme gerekçesiyle mahkûm edilen ileri evre kanser hastası. Gülay Çetin’in başvurusuyla ilgilidir. başvuran özellikle, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının, cezasının ertelenmesinin veya Cumhurbaşkanı affı verilmesinin yetkililerce reddedildiğini ve bu durumun fiziksel ve ruhsal sıkıntısını artırdığını iddia etmiştir.

Başvuran, hastalığı nedeniyle bir hastanenin cezaevi koğuşunda hayatını kaybetmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesi (insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) gereğince, tutuklu/hükümlülerin sağlıklarının bazen, özellikle de durumu uzun vadede cezaevi ortamına uygun olmayan bir kişinin devam edilen tutulmasıyla ilgili bir sorun ortaya çıktığında, insani tedbirler gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme somut davada, başvuranın mahkûmiyetinin hem öncesinde hem de sonrasında durumunun 3. maddeye aykırı olarak insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil ettiğine ve tutuklu olarak yargılandığı esnada, ciddi bir hastalığı bulunan mahkûmlara uygulanan koruyucu tedbirler bakımından gerekli nitelikleri taşımaması sebebiyle, 14. madde (ayrımcılık yasağı) ile birlikte ele alındığında 3. maddeye aykırı olarak başvuranın ayrımcılığa uğradığına karar vermiştir.

Son olarak mahkeme, 46. madde (kararların bağlayıcılığı ve infazı) uyarınca, Türk yetkililerin, tutuklu olarak yargılanan ya da kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan ve tedavi edilemez hastalığı bulunan tutukluların sağlıklarının korunmasına yönelik tedbir almalarını tavsiye etmiştir.

İHD 2020 Raporu

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu’nun 26 Ekim 2020 tarihli açıklamasına göre:

  • Türkiye hapishanelerinde 591’i ağır olmak üzere, 1564 hasta mahpus bulunmaktadır.
  • Adalet bakanlığı kamuoyu ile sağlıklı veri paylaşmamaktadır.
  • Tedavileri gerektiği gibi yapılmayan mahpusların hapishanelerde yaşamını yitirmesi; ağır hasta mahpusların, hastalıklarının son dönemlerine gelmelerine rağmen tahliye edilmemeleri cezaevlerinde trajik sonuçlara yol açmakta ve birçok ölüm meydana gelmektedir.
  • 2017 yılı başından bugüne kadar bilenebildiği kadarıyla toplam 89 hasta mahpus, ağır hastalık nedeniyle hapishanelerde yaşamını yitirmiştir.
  • Kanser hastaları, kalp hastaları gibi riski yüksek ve cezaevinde kalması mümkün olamayan mahpusların tahliye edilmeleri 24.01.2013 tarihinde İnfaz Yasası’nın “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlığını taşıyan 16’ncı maddesinde yapılan değişiklik ile engellenmektedir. Değişiklikteki, “maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir” hükmü, toplum güvenliği kıstası getirerek hasta siyasi mahpusların tahliyelerine engel teşkil etmektedir.
  • Adli Tıp Kurumu tahliye kararlarını siyasi bir tutum izleyerek vermemekte, tam teşekküllü hastanelerin vermiş oldukları raporlar Adli Tıp Kurumu tarafından kabul görmemektedir.

SONUÇ

Aysel Tuğluk, anayasa güvencesinde olan ifade özgürlüğünün ihlali sonucu cezaevindedir. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinin raporu, Tuğluk’un cezaevi koşullarında tedavisinin yapılamayacağını ve infazının ertelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Tuğluk, kişisel bakımını ve günlük ihtiyaçlarını tek başına sağlayamamaktadır.

Tuğluk’un yaşam ve sağlık hakkının korunarak tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için tahliye edilmesi yalnız Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelerin değil, insanlığın da gereğidir.

Aysel Tuğluk’la Dayanışma Grubu “Cezaevindeki Kürt kadın siyasetçi Aysel Tuğluk’un sağlık ve yaşam hakkının korunması için Ocak 2022 de kurulan grup, tıp alanındaki bilim insanları, eski bakan ve milletvekilleri, insan ve kadın hakları savunucuları, hukukçular ve yazarlardan oluşmaktadır.”

pdf dosyasına buradan ulaşabilirsiniz.


AYSEL TUĞLUK DAYANIŞMA GRUBU RAPORU (İngilizce)

Let Her Live! Free Aysel Tuğluk

Aysel Tuğluk

Aysel Tuğluk, born in 1965 in Elazığ, Turkey, graduate of the Istanbul University Law School, is a Kurdish woman politician. She has served for more than six years as a member of parliament, first as an independent within the peace and democracy block between 2007-2009 and then, in 2011-2015, as a member of the Peoples’ Democratic Party (HDP) representing first Diyarbakır, and later Van.

Aysel Tuğluk gained prominence as a lawyer and human rights activist, besides being an intellectual who involved herself deeply in issues of peace and politics. a feminist, she became an influential member of the Kurdish and women’s movements. She was also founding co-president of the democratic people’s party (DTP).

Aysel Tuğluk was Vice President of the People’s Democratic Party (HDP) when she was arrested in 28 august 2016, as part of an investigation launched by the Diyarbakır Prosecutor’s Office.

The Events Surrounding Hatun Tuğluk’s Funeral

Aysel Tuğluk’s mother, Hatun Tuğluk 78, passed away on September 13, 2017 in Ankara. the next day, the mother’s remains were taken
to the Ergazi Pir Sultan Cem Evi (Alevi Assembly House), in order to
be laid to rest in the Incek cemetery after the funeral ceremony. However, a racist mob attacked the mourners with sticks and stones, shouting “there are martyrs’ bones here, we will not allow a terrorist’s burial,” and “this is not an armenian cemetery”. In the face of such threats as “If you bury the remains, we will exhume them and tear them to pieces,” Hatun Tuğluk’s body was removed from the grave and transported to dersim for burial.

Tuğluk, who had 48 hours of leave from the prison where she was being held, had to witness this insult to her mother’s remains under the surveillance of two police officers. She was unable to proceed to the funeral in Dersim due to the trauma she suffered because of this attack.

The Minister of Interior, Süleyman Soylu, posed for a photograph with Murat Alp, who was involved in the attack. a court case was brought against 19 persons who had attacked the funeral, shouting “We will not allow an armenian to be buried here.” three of the accused were put under custody, however they were released at their first hearing.

Reyhan Yalçındağ, Aysel Tuğluk’s attorney, stresses that the chain of events which led to Tuğluk’s loss of memory have to do with
the attack on her mother’s funeral. She says, “We followed day by day how this trauma permanently affected Aysel Tuğluk and how she could not dissociate herself from this experience. We were in fact being witness to this tragedy simultaneously with the prison administration and personnel. We saw how grave the situation was becoming. Aysel Tuğluk saw, heard and witnessed all this.”

The Legal Process

On May 20, 2016, a Constitutional amendment was passed in the Grand National assembly, which lifted the immunity of members of parliament. On November 4, 2016, the arrest of HDP co-presidents and a number of members of parliament followed. On december 26, 2016, Aysel Tuğluk, as HDP Vice President was put into custody and on December 28, 2016, charged with “running a terrorist organization”.

The indictment, “being a member of an illegal organization, “was ostensibly built on her press conferences and television interviews. the statements she made during her co-presidency of the Democratic Peoples’ Congress,” appeared on the indictment as evidence for membership in a terrorist organization”.

In 2017, Tuğluk was condemned to 10 years in prison for “membership in a terrorist organization,” by the Ankara 17. Criminal Court.

The verdict was upheld by the Court of Appeals as well as the Court of Cassation. In March 2020, an appeal was made to the Constitutional Court; a verdict is still being awaited.

Medical Process-1

The Kocaeli Faculty of Medicine, Head of the Department of Forensic Medicine pronounced that “the execution of the sentence should be postponed.”

The administration of the Kocaeli “F-type” high security prison, appealed to the Kocaeli university Faculty of Medicine, Department of Forensic Medicine, asking whether the postponement of the execution of Tuğluk’s sentence was necessary or not. Nine specialists from the departments of forensic medicine, psychiatry, neurology, internal medicine and cardiology, after examining Tuğluk, submitted their signed report No. 2021/974 on July 12, 2021. they said “the dementia diagnosed in the patient is of a chronic nature; it will progress; medical follow-up should be performed at a tertiary medical institution; the medical support and care available under prison conditions would probably not be sufficient and give rise to problems; it is impossible for the patient to live without the help of someone else, she cannot cope with necessary everyday personal needs under prison conditions, and therefore it is necessary for the execution of her sentence to be postponed.”

After this report which was made public in July, both Tuğluk’s attorneys and the prison administration demanded that she should be referred to the Istanbul Institute of Forensic Medicine (ATK).

Medical Process-2

ATK Report

The report No. 15686, drafted by the Institute of Forensic Medicine on September 3, 2021 maintained that tuğluk could “manage her daily needs by herself and could continue with the execution of her sentence under prison conditions with treatment and periodic clinical controls…”.

The Kocaeli Prosecutor’s Office refused the demand for the “postponement of execution of sentence,” basing their decision on the report of the 3rd Specialized Board of the Institute of Forensic Medicine (ATK).

Human Rights Foundation of Turkey: “Both reports have contradictions, Tuğluk’s situation should be examined by a Supreme Board within the ATK.”

Tuğluk’s attorneys applied to the Istanbul branch of the Human Rights Foundation of Turkey (HRFT). The report (2021/084r) of the HRFT, submitted on September 30, 2021, found that there were contradictions between the reports of the Kocaeli University Faculty of Medicine and that of the 3rd Specialized Board of the Institute of Forensic Medicine. The report further indicated that the patient should be forwarded to an authoritative and independent medical institution so that the contradictions can be resolved.

The application made to the ATK Supreme Board has not yet been answered.

Pertinent Agreements and Declarations-1

United Nations Body of Principles for the Protection of All Persons under Any Form of Detention or Imprisonment (resolution of the uN General assembly december 9, 1988, No. 43/173)

“Principle 1- all persons under any form of detention or imprisonment shall be treated in a humane manner and with respect for the inherent dignity of the human person.”

World Medical Association of Lisbon on the Rights of the Patient, Adopted by the 34th World Medical Assembly, Lisbon, Portugal, September/October 1981, “1.a. Every person is entitled without discrimination to appropriate medical care.”

WMA Declaration of Tokyo – Guidelines for Physicians Concerning Torture and other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment in Relation to Detention and Imprisonment

Article 7. a physician must have complete clinical independence in deciding upon the care of a person for whom he or she is medically responsible. the physician’s fundamental role is to alleviate the distress of his or her fellow human beings, and no motive, whether personal, collective or political, shall prevail against this higher purpose.

European Human Rights Convention. ARTICLE 3. Prohibition of torture: No one shall be subjected to torture or to inhuman or degrading treatment or punishment.

Under Article 3, the European Court of Human Rights has stated: “…
the State must ensure that a person is detained in conditions which are compatible with respect for his(her) human dignity, that the manner and method of the execution of the measure do not subject him to distress or hardship of an intensity exceeding the unavoidable level of suffering inherent in detention and that, given the practical demands of imprisonment, his health and well-being are adequately secured by, among other things, providing him(her) with the requisite medical assistance.”

I. alleged Violation of article 3 of the Convention, 92-94. Case of Kudła V. poland (application No. 30210/96)

Pertinent Agreements and Declarations-2

European Human Rights Court decision March 5, 2013. Gülay Çetin vs Turkey.

In the case of Gülay Çetin v. turkey the European Court of Human rights held, unanimously, that there had been: “a violation of article 3 (prohibition of inhuman or degrading treatment) taken alone and in conjunction with article 14 (prohibition of discrimination)” of the European Convention on Human rights.

The case concerned a person who complained that she had been kept in prison, initially pending trial and later following her conviction for murder, despite suffering from advanced cancer.

The Court concluded that the conditions of the applicant’s detention,
both before and after her final conviction, had amounted to inhuman and degrading treatment, and that she had been discriminated against in that, while in pre-trial detention, she had not been eligible for the protective measures applicable to convicted prisoners suffering from serious illnesses.

The Court also recommended under article 46 (binding force and execution of judgments) that the turkish authorities take measures to protect the health of prisoners with incurable diseases, whether they were being held pending trial or following a final conviction.

Inadequacy of arrangements for protecting pre-trial detainees with serious illnesses. press release issued by the registrar of the Court ECHR 066 (2013) 05.03.2013.

The applicant (Gülay Çetin) maintained that the authorities turned down her pleas either to be freed for the duration of her trial, or the postponement of her sentence or the granting of a presidential pardon, and that these refusals exacerbated her physical and psychological state. the applicant died in the hospital ward of a prison.

the European Court of Human Rights has indicated that in accordance with article 3 of the European Human Rights Convention (the ban on inhuman or demeaning treatment), that especially in cases where the health of the prisoners or convicts are not compatible with long term incarceration, humane measures are called for.

İHD 2020 report

Statement of the Central Prisons Commission of the Human Rights Organization (İHD), October 26, 2020

  • There are 1564 sick inmates in turkish prisons, of whom 591 are seriously ill.
  • The Ministry of Justice does not publish dependable data.
  • The inadequate treatment of sick inmates, the refusal to release inmates even in their terminal state, give rise to tragic results and a high death toll.
  • Since the beginning of 2017, a total of 89 inmates have lost their lives in prisons because of serious illnesses.
  • Cancer or cardiac patients with high risk, who cannot continue their lives in the prisons, are not being allowed to return to their homes, because of a new amendment (passed on January 24, 2013) of the Code of Execution, clause 16, regarding “the postponement of the execution of the prison sentence due to illness.” the clause which has been amended says, “the execution of the sentences of those prisoners, who are not able to continue their lives alone by themselves under penitentiary conditions due to serious illness or handicap and who are considered not to pose a threat to the public order, may be postponed until their recovery.” the added criterion of “not posing a threat to public order,” is being used to block the release of political prisoners. the ATK is refusing to release sick prisoners on purely political grounds by not honoring reports from fully equipped hospitals.

Conclusion

Aysel Tuğluk is in prison due to a violation of the freedom of expression, which should be under constitutional guarantee.

The report of the Kocaeli University Faculty of Medicine clearly states that Aysel Tuğluk cannot be treated under prison conditions and that the execution of her sentence must be postponed. Tuğluk is not able to care for herself and provide for her daily needs. The release of Tuğluk in order to continue her treatment under conditions that safeguard her right to live and be medically cared for, is not only a necessary condition for the fulfilment of international agreements of which Turkey is party, but also a human necessity.

Aysel Tuğluk Solidarity Group: “Aysel Tuğluk is a Kurdish woman politician in prison. This Solidarity Group was founded in January 2022, in order to protect Aysel Tuğluk’s rights to health and life, and consists of medical doctors, scientists, former ministers and members of parliament, human andwomen’s rights activists, lawyers and writers.”

Click for the pdf file.

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK

Demokrasi İçin Birlik; katılımcı ve çoğulcu yeni bir demokrasiyi, her türlü farklılığın tanındığı ve bu farklılıkların kamusal alanda yer bulduğu bir demokratik yaşamı hedefleyen, herkesin eşit ve çoğulcu bir anlayışla katıldığı, hiçbir siyasi görüş ya da partinin şemsiyesi altında olmayan bir birlik hareketidir.

BİZE ULAŞIN

[email protected]
www.demokrasiicinbirlik.com

© 2017 DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK. Her Hakkı Saklıdır. dibNot | Demokrasi Sayacı | Demokrasi Forumu